Eğitim

Temple Grandin Film İncelemesi

 

Filmin Künyesi

  • Filmin Adı: Temple Grandin
  • İlk gösterim tarihi: 6 Şubat 2010
  • Yönetmen: Mick Jackson
  • Kategori: Drama Film/Biyografi

Film Hakkında Ön Araştırmam

Filmi izlemeden önce film hakkında biraz araştırma yaptım. Filmin konusunun 4 yaşına kadar hiç konuşamayan ve doktorların muayenesi üzerine bir akıl hastanesine yatırılması tavsiye edilen fakat buna rağmen günümüzde hala Colorado State Üniversitesinde profesör olarak görev almakta olan Temple Grandin’in gerçek hikâyesinden esinlenerek çekilmiş bir film. Temple Grandin bu filmde bize fotoğraflarla düşünme yetisinin nasıl olduğundan, kendi algısal ve düşünsel yeteneklerinden bahsediyor.

Filmin Yorumlanması

Temple Grandin üniversiteye başlamaya hazır otizmli bir genç kızdır. Tatil zamanlarında teyzesinin çiftliğinde çalışır ona yardımcı olur. Muhteşem düzeyde görsel ve analitik zekâya sahip birisidir fakat üniversiteye gitmek istemez çünkü insanların onunla dalga geçtiğinin, onu dışladıklarının farkındadır. Bu sebepledir ki insanlarla yakın ilişkiler kuramamıştır. Aynı zamanda insanların bu tutumu Temple Grandin’in insanlara olan öfkesini arttırmış bununla beraber Temple hayvanlara ilgi duymuş onlara karşı sevgi beslemiştir. Çünkü hayvanlar zararsızdır, onlara zarar vermedikçe ya da sizi tehdit olarak algılamadıkları sürece zarar vermezler.

Üniversiteye başladığı ilk gün öğretmeni sınıftan kitabın sorumlu oldukları sayfasını okumalarını ister. Temple 2-3 saniye kitaba bakıp okuduğunu söyler. Bunun üzerine hocası dalga geçtiğini düşünür ve onun yanına gelir, kitabı alır ve o sayfada ne anlatıldığını sorar. Bunun üzerine Temple görsel hafızasını kullanarak cümleleri gözünün önüne getirir ve okumaya başlar. Hocasını buna şaşır ve kitabı yerine bırakıp derse devam eder. Aslında onu tanıyanlar zeki birisi olduğunun farkında olmasına rağmen destek olan kişi sayısı çok sınırlı.

4 yaşında otizm teşhisi konulduğunda doktoru tarafından hastanede tedavi görmesi gerektiği ve asla konuşamayacağı söylenmişti. Annesi asla bunu kabul etmedi tüm zorluklara rağmen ona destek oldu. Temple annesinin destekleriyle konuşmayı öğrendi belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra ise annesi onu bir okula gönderdi. Temple temel eğitimini tamamladıktan sonra üniversiteye gitmeye hazırdır.

Üniversite eğitimi sırasında ise en büyük destekçisi onun ileri düzeydeki zekâsının ve diğer insanlardan daha farklı fakat eksik olmadığının farkına varmış olan Dr. Carlock’tu. Dr. Carlock üniversite hayatı boyunca ve sonrasında (hayali olarak) Temple’ın destekçisi oldu.

Farklı perspektiflerle dünyayı algılaması sonucunda ilgi duyduğu hayvanlar (inekler) adına besi çiftliklerine yönelik insancıl bakım sistemleri geliştirmiştir. Ve hayvan besiciliğinde hayvanlara yönelik baskı ve zulümü azaltmıştır.

Filmin Sosyal Hizmet Perspektifinden Yorumlanması

Buraya kadar film üzerinden gittim şimdi ise sosyal hizmet perspektifinden otizm ve farkındalığa değinmek istiyorum. Öncelikle otizm toplumun algıladığı şekilde bireyde bir eksiklik olduğu değil farklılık olduğudur. Bu bireyler dünyayı farklı perspektiflerden algılarlar. Diğer bireylerle iletişim kurmayı zorlaştıran ve bazen engelleyen bir durumdur. Otizmli bireyler diğerleriyle iletişim kurmakta her zaman belirli ölçüde zorlanacaktır. Erken teşhis ve tedavi ile otizmli kişinin iletişim düzeyi arttırılabilir. Burada en büyük görev aileye düşmekte ailedeki bireyler bu kişilerin destek ve tedavi ile algı ve iletişim düzeylerinin artabileceğinin farkında ise (Tıpkı Temple Grandin’in Annesi gibi)çocuk büyüdüğünde yine belirli ölçüde zorluklar yaşayacak destek gerekebilecek belki ama en kötü ihtimalle kendi gereksinimlerini karşılayabilecek bir düzeyde olacaktır. Bu film (aynı zamandan gerçek bir hayat öyküsü) bize aslında bu bireylerin çok başarılı işlere imza atabildiklerinin ve hatta birçoğumuzun aklına gelmeyecek fikirlere ve bu fikirlerle gerçekten hayatımıza büyük ölçüde katkı sağlayacak buluşlara imza atabileceklerinin en büyük kanıtı olsa gerek. Dediğim gibi bu kişiler sadece anne ve babaları tarafından değil akabinde sosyal çevresinde bulunan arkadaşları, öğretmenleri (tıpkı Dr. Carlock gibi) tarafından da desteklenmelidir.

Otizmli bireyler dünyaya farklı bir açıdan bakabilir diğer insanların asla görmediği detayları görebilirler. Bu kişileri kendilerine yetebilmeleri için desteklemeliyiz. Belki ilk başlarda zor olacak belki sonraki süreçlerde de ama bu zorluklar onlar için yeni dünyalara açılan kapılar olacaktır. Tıpkı Temple Grandin yaşadığı zorluklar ve neticesinde ulaştığı başarıları gibi. Bu film otizmli bireylerin farklı fakat eksik bireyler olmadığını açık ve net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu Filmin Bana Kattıkları

Filmi izlemeden önce otizmli bireyler hakkında sadece iletişim zorlukları yaşadıklarının haricinde fazla bir bilgiye sahip değildim. Hatta bende otizmli bireylerin eksik bireyler olduklarını düşünüyordum. Tabi ki ilerde bitirme tezim ya da çalışma alanım içerisinde otizmli bireyler olmuş olursa öncesinde daha detaylı bilgilere sahip olmam gerekecek. Şu aşamada filmi izledikten sonra şunu söylemem gerekir ki otizmli bir bireyin gözünden dünyanın aslında çok farklı fakat eksik olmadığı bir gerçektir. En büyük destekleyicileri önce aileleri, yakın çevresi sonrasında ise ailesinin ve kendisinin iletişim içerisinde olduğu uzman kişilerdir. Otizmli kişiler desteklenmeli ilgi alanları keşfedilip o alanlara yönlendirilmeli toplumdan soyutlanmak yerine topluma kazandırılmalıdırlar.

Yazar hakkında

M.Enes Yalçın

Selamlar ben Enes. Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet ve Eğitim Fakültesi çift anadal Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı öğrencisiyim. Eğitim alanındaki gelişmeleri takip etmeye ve gelişmeleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Acil iletişim için instagram adresim,
instagram: @enes_yalcn

Bu konuya yorum yaz