Diğer Psikoloji

Sineklerin Tanrısı Filmi İnceleme

Filmi sosyal psikoloji açısından yorumlamadan önce “Sosyal nedir?”, “Psikoloji nedir?”, ”Sosyal psikoloji nedir?” sorularını yanıtlayarak başlamak istiyorum.

Öncelikle sosyal tanımını yaparak başlayalım.

Sosyal: İnsanın toplum hayatındaki yeri, rolü, birbirleriyle ilişkileri ile ilgili olan demektir. “Sosyal hayatta neler yapıyorsun? Sinemaya gidiyor, ailemle-arkadaşlarımla yemeğe çıkıyor, sosyal sorumluluk projelerine katılıyor ve futbol oynuyorum.”

Görüldüğü gibi insan varoluşu gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal yaşam her insanın temel hakkıdır ve kısıtlanamaz. Sosyal hayatta kısıtlanmış bir bireyin yaşamını idame ettirerek kendini gerçekleştirmesi mümkün değildir.

Peki Psikoloji nedir?

Psikoloji insan davranışını ve aklını inceleyen bilim dalıdır. Psikoloji davranışların nedenlerini psikolojik, biyolojik ve genetik yönden değerlendirir. Bu disiplin davranışların oluşumunda hangi duygusal, sosyal, gelişimsel faktörlerin devreye girdiğini anlamaya çalışmaktadır.

Bu tanımdan yola çıkarak sosyal psikoloji hakkında fikir sahibi olabiliriz. Psikolojinin temelde insan davranışlarını inceleyen bir meslek ve bilim dalı olduğunu biliyoruz. Sosyal psikoloji ise insan davranışları ile toplumun insan davranışları üzerindeki etkiyi araştırmayı amaç edinmiş psikolojinin uzmanlaşmış alt dallarından biridir.

Film; 6-12 yaş arasındaki İngiliz çocuk grubunun bir atom savaşından kaçarken uçaklarının ıssız bir mercan adasına düşmesi ve bu adada çocukların yaşadıklarını içerir. Özellikle çocukların ıssız bir adaya düşmesi “mekan”ın anlamı açısından önem arz eder. Zira ıssız ada; medeniyetten ve dış dünyadan izole; ahlak ve hukuk kurallarının, otoritenin ve iktidarın olmadığı, yetişkinlerin bulunmadığı bir distopya olarak tasarlanmıştır.

Sineklerin Tanrısı filminde Thomas Hobbes’un insanların doğa durumundaki hali üzerine ileri sürdüğü hal işlenmiştir. Toplumu düzene sokacak belirli bir siyasi otoriteden, devletten ve iktidardan yoksunluk durumunda insan doğa durumu içerisindedir. İnsanlar doğa halinde, insan doğasından kaynaklanan sebepler nedeniyle belirsizlik, çatışma ve şiddet içerisinde yaşar. Hobbes bu görüşünün temeline “İnsan insanın kurdudur.” cümlesini yerleştirmiştir. Rekabet, güvensizlik ve şeref arzusu insanlar arasında çatışmaya yol açar.

Sineklerin Tanrısı; ıssız adaya düşen Ralph ve Domuzcuk’un tanışmasıyla başlıyor. Ralph sevgi dolu, eşitlikçi, iyi bir çocuktur. Kurtarılıncaya dek bu ıssız adada eğlenecekleri sevincini taşımaktadır. Domuzcuk ise dışlanan ve fiziksel kusurları sebebiyle gerçek adını bilmediğimiz; akıl ve sağduyu dolu bir çocuktur. Domuzcuk’a göre dağılmış çocuklar bir araya getirilmeli ve kurtarılmak için bir şeyler yapılmalıdır. Kendisi aslında bir nevi aklın temsilcisidir. Ralph ve Domuzcuk’un bulduğu deniz kabuğunu Ralph üfleyerek; dağılmış çocukları bir araya getirir ve toplantıya çağırır. Toplantıda alınan ilk karar; deniz kabuğunu elinde tutanın söz ve konuşma hakkına sahip olmasıdır. Buradan yola çıkarak deniz kabuğunun iktidarın simgesi olduğunu söyleyebiliriz. Deniz kabuğunun verdiği manevi güçle ve Ralph’in dış görünüşünün verdiği etki ile çocuklar lider olarak Ralph’i seçer. Buna karşı çıkan tek kişi Jack’tir. Jack ise baskıcı,şiddet dolu ve zalimdir. Jack; bir çocuk koro grubunun lideridir ve bu grup kendine has üniformaları ve üniforma üzerindeki gümüş haç ve işlemeleri vardır.

İktidarı eline alamayan Jack gücün başka bir simgesi olan ateşi kendi grubunun kontrolü altına almak ister. Ateş eski çağlardan günümüze hem toplumlar hemde güç için önemli kaynak olmuştur. Aynı zamanda ateşi yaktıklarında birilerinin onları fark ederek gelip onları kurtaracakları düşüncesindedirler. Ateşi yakarken ki en büyük güç domuzcuğun gözlüğüdür. Domuzcuğun gözlüğünden güneş ışınlarını yansıtarak ateş yakmayı başarabildiler.

Zamanla vahşi hayata adapte olarak avlanmaya başlıyorlar. Domuzcuğun sürekli rasyonelliği temsil etmesinden ve Ralph’in yanında olmasını, ona güç vermesini kıskanan Jack ateşi yakmakta kullandıkları domuzcuğun gözlüğünü kırıyor. Çocuklar zamanla birincil amaçları olan adadan kurtulmayı unutuyorlar. Jack tepede gördüğü canavardan bahsederek çocuklara sizi canavardan kurtarabilirim mesajları vererek kendisi otorite elde etmeye çalışıyor. Jack ve ekibi yüzlerini boyayarak adeta savaş moduna girerek canavarı bulmak için tepeye çıkıyorlar. Artık davranışları tamamen değişen çocuklar ikel kabileler gibi davranmaya başlıyorlar. Jack tepede canavar diye karşı gruptan bir çocuğu gösteriyor. Çocuğu gören Jack’in ekibi onu vahşi bir şekilde öldürüyor. “Toplumların aklı yoktur.” Lafı buradan çıkmıştır.

Domuzcukta ölüyor ve öldürülme sırası Ralph’e geliyor.

Finalde ise Jack’in önderliğinde adeta maskeler ardında benliklerini, vicdanlarını ve “masumiyetlerini” kaybetmiş kitle; adaya ilk düştükleri zaman kendi oylarıyla seçtikleri Ralph’i nedenini dahi sorgulamadan avlamaya çalışmaktadırlar. Ralph’i saklandığı ormandan çıkarmak için “cennet” gibi ormanı yakan kitlenin yarattığı ateş; kendilerini bir geminin görmesini ve kurtarılmalarını bilinçsiz bir şekilde sağlayacaktır. Ormanı yakan ateş sayesinde kendilerini kurtarmaya gelen askerler tarafından kurtarılan çocuklar aslında ironik olarak bir savaştan kurtulup, gerçek dünyada var olan atom savaşına dönmektedirler.

Yazar hakkında

M.Enes Yalçın

Selamlar ben Enes. Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet ve Eğitim Fakültesi çift anadal Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı öğrencisiyim. Eğitim alanındaki gelişmeleri takip etmeye ve gelişmeleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Acil iletişim için instagram adresim,
instagram: @enes_yalcn

Bu konuya yorum yaz