Bilim Psikoloji

Evlilikte cinsel sorunlar

Cinsellik; cinsel anlamda doyumu, iki kişinin uyum halinde beraber oluşudur. Cinsellik haz almakla alakalıdır fakat haz alınan her hareket cinsellikle ilgili değildir. Temelde fiziksel seksten öte bir anlam taşır çünkü burada psikolojik ve sosyal anlamda değerler de buna dahil olur (Gülsün, Ak ve Bozkurt, 2009). Sağlıklı bir cinsellik için doğru eş, doğru zaman, doğru yer gereklidir. Cinsellik, yaşamın devamlılığı için bireyin varlığının devam şartıdır. Yaşamsal bir işlevi yoktur fakat yaşam kalitesini etkileyen unsurlar arasında yer alır.

Geçmişte tartışmaya değer bir konu olarak bile görülmeyen evlilik sorunları son yıllarda gündeme rahatlıkla gelebilmektedir. İki taraf da evlilikte beklentiler konusunda ne kadar anlaşırsa sorunların azalması o kadar kendini gösterir. Birlikteliklerin ayrılıklarla sonuçlanması olumlu duygu ve bağlılığın zamanla azalmasına neden olur (Erbek, Beştepe, Akar, Alpkan ve Eradamlar, 2005).

İnsanlar genellikle yaşamdaki her sorunla yeterince ilgilenmemişlerdir. Yeterince ilgilenilmeyen sorunların başında evlilikte cinsel sorunlar gelir. Evlilikte cinsel sorunlar, düzeltilebilir ve tedavi edilebilirdir fakat insanlar bunu kalıtsallığa atfedip genellikle bunun değiştirilemeyeceğini düşünürler(Adler, 1984). Sanılanın aksine bu sorunlar daha çok çevreyle ilgilidir (Adler, 1984). Cinsellik yaşamımızın çok erken döneminde başlar. Bu yüzden çocukluğa inip bu sebepler araştırılmalıdır. Örneğin; annenin çocuğunu sevmesi, onu kucağına almasını, çocuğuna sevgisinin bir dışavurumu olarak algılarız. Bu dışavurum abartılmamalıdır çünkü şımarık yetiştirilen bir çocuk cinsel anlamda gelişemez (Adler, 1984).

Çocuk, toplum hayatına ailede başlar ve bu ailenin yapıtaşı anne ve babasıdır. Evliliğin amacı iki kişinin hayatını, çocuklarını ve daha birçok şeyi paylaşarak hayat arkadaşlığı kurmasıdır. Çocukların evliliğe ve karşı cinsle arkadaşlığında anne ve babanın modelini örnek alır (Adler, 1985). Bu sebeple anne ve babanın uygun atmosfer içinde olması beklenir. Mutsuz bir ailede büyüyen kimse çocukluğundaki olumsuzlukları düzeltemeyeceğinden evliliğe bir önyargıyla yaklaşır. Bu önyargı karşı cinsle yakınlaşamamasına neden olur (Adler, 1985). Toplumda genellikle anne her şeye bahane bulan kimse olarak görüldüğünden ve kızlar da annelerini rol model aldığından zamanla her şeye bahane bulan kimselere dönüşürler (Adler, 1985). Erkeklerse yaptıklarının annelerinin sindirime karşı bir savunma durumunda olduğundan zamanla saldırgan kimselere dönüşür ve bu saldırganlığı kurduğu yeni ailede de devam ettirir (Adler, 1985).

Kaynakça

Adler, A. (1984). Yaşama Sanatı. İstanbul: Say Yayınları.

Adler, A. (1985). Yaşamın Anlam ve Amacı. İstanbul: Say Yayınları.

Erbek, E., Beştepe, E., Akar, H., Alpkan, L., ve Eradamlar, N. (2005). Cinsel ve çift uyumu arasındaki ilişki: Üç grup evli çiftte karşılaştırmalı bir çalışma. Düşünen Adam Dergisi, 18(2), 72-81.

Gülsün, M., Ak, M., ve Bozkurt A. (2009). Marriage and sexuality from a psychiatric point of view. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 1(1), 68-79.

Yazar hakkında

M.Enes Yalçın

Selamlar ben Enes. Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet ve Eğitim Fakültesi çift anadal Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı öğrencisiyim. Eğitim alanındaki gelişmeleri takip etmeye ve gelişmeleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Acil iletişim için instagram adresim,
instagram: @enes_yalcn

Bu konuya yorum yaz