Psikoloji

Çocuk İhmal ve İstismar Türleri

2.Çocuk İhmal ve İstismar Türleri

 

Dünya Sağlık Örgütü çocuğa karşı kötü muameleyi 4 gruba ayırmıştır (WHO, 2006):

  • Fiziksel İstismar
  • Duygusal ve Psikolojik İstismar
  • Cinsel İstismar
  • İhmal

 

 

2.1.Fiziksel İstismar

 

Fiziksel istismar ya da örselenme, çocuklarda kaza sonucu oluşmamış yaralanmalardır (Vatandaş, 2006, 13). Fiziksel yaralanma; çocuğu tekmelemek, yakmak, ısırmak gibi herhangi bir eylemle olabilir. Bu durum, çocuğun fiziksel bütünlüğünün bozulmasına neden olur (Kürklü, 2011).

Yaralanmalar çocuk için ölümle sonuçlanabilir. Fiziksel istismar bir araç kullanılarak veya kullanılmadan gerçekleşebilir. Kemer, kayış, sopa, sigara vb. araçlar istismar için kullanılabilir. Araçla veya araçsız olsun her iki tür saldırıda çocukların bedeninde morluklar, yanıklar, kırıklar hatta iç organlarda yaralanmalar görülebilir. Fiziksel istismarı gerçekleştirenler genelde çocuğun bakımından sorumlu kişilerdir. Çocuk evde, okulda, kreşlerde, yuvalarda istismara maruz kalabilmektedir (Vatandaş, 2006, 13).

 

Çocukların yaşamlarında en sık uğradıkları istismar türü olarak fiziksel istismar ve bu yüzden en fazla dikkat edilmesi gereken çocuk istismarı durumu olarak kabul edilebilir. Diğer istismar türleriyle karşılaştırıldığında fark edilmesi ve tespit edilmesi fiziksel bulgular nedeniyle daha kolay olmaktadır. Bu açıdan yasal olarak da kanıtlanabilirliği açısından daha kolaydır. Bu fiziksel bulgular sıklıkla baş-boyun bölgesinde, karın kalça ve göğüs bölgelerinde görülür. Ayrıca yumuşak dokuların fazla olduğu bölgelerdeki sıyrık ve çürükler fiziksel istismarı düşündürmektedir. Özellikle korunaklı bölgelerde görülmekte olan ezik ve çürükler dikkate alınmalıdır. Vücudun tüm alanlarında istismardan kaynaklı yaralanmalar görülebilir. Fakat fiziksel istismarın bazen hiçbir fiziksel bulgusu olmadığı durumlarda mevcuttur. Bu durum özellikle boğulmalarda (ağız-burun tıkanması) görülebilir (Vatandaş,2006, 14).

 

Fiziksel istismarda kız erkek oranı arasında ayırt edici fark bulunmamaktadır. Fiziksel istismar en fazla 4-8 yaşlarındaki çocuklarda görülmektedir ve yaş arttıkça fiziksel istismar sıklığı düşüş göstermektedir. Anne yaşı dikkate alındığında 20 yaş ve altındaki annelerin çocuklarına daha çok fiziksel istismar uyguladıkları gözlenmektedir. Çocuklara uygulanan fiziksel istismarda annelerin sayısı yüksekken, ergenlere uygulanan fiziksel istismarda ise babaların gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel istismar için, bakım gerçekleştirene yönelik risk faktörleri olarak; psikiyatrik bozukluk, madde kullanımı, sosyal destek olmaması, çocukken kendisinin de istismara maruz kalması gibi durumlar olduğu bilinmektedir (Taner & Gökler, 2004, 82-86). Yapılan çalışmalara göre fiziksel istismara uğrayan çocuklar ileride kendi çocuklarına da istismar uygulamaktadır. Fiziksel istismarın genellikle “kaza” olduğu düşüncesiyle gözden kaçırıldığı söylenmektedir. Bu açıdan buradaki önemli olan ayrıntı çocuğun günlük oyunlarında, aktivitelerinde gerçekleşebilecek yaralanmalarla istismardan dolayı oluşan yaralanmaların ayırt edilebilmesidir. Bu yüzden tespit edilirken gerekli olan hassasiyet gösterilmelidir. Çocukla görüşme yapan uzman kişilerin bu alanda eğitimli, bilgili ve donanımlı olmaları şarttır. Değerlendirme esnasında; çocuğu tedaviye getirmede açıklık getirilemeyen bir gecikme, tutarsız hikâye, fiziksel belirtilerle çelişkili hikaye, sürekli birbiri ardına devam eden şüpheli yaralanmalar, yaralanmadan çocuğu veya başka birini sorumlu tutan ana baba, çocuğun yarayla alakalı ana babayı suçlaması, ana babada istismara uğrama öyküsü ve ana babanın çocuktaki yaralanmalar konusunda ilgisiz ya da fazla kaygılı görünmesi fiziksel istismarı düşündürmelidir. Fizik muayene sırasında ise baldır ve bacaklardaki morluklar, genital bölgedeki morluklar, yumuşak doku hasarları, el izi, ısırık izi gibi özel izler, çok sayıda sigara yanıkları, perine ve kalçadaki yanıklar, karaciğer ya da dalak yırtılmasına neden olan künt karın travması, sefalhematom, subperiostal kanama, epifizde ayrılma, metafiz  kırığı, periostal kalsifikasyon gibi radyolojik bulgular, retinal kanama, ayrılma, lens dislokasyonu gibi göz hasarları, çoklu Kosta kırıkları, çekme ile oluşan timpanik zar yırtılması ile giden kulak hasarları ile kol ya da bacağın bükülmesi ile oluşan sprial kırıklar fiziksel istismarı akla getirmelidir (Taner ve Gökler, 2004, 82-86).

 

 

2.1.1.Shaken baby syndrome (Sarsılmış bebek sendromu)

 

Sıklıkla 15 ayın, ayrıca 6 ayın altındaki çocuklar kızgın anne babaları tarafından şiddetlice sallandıklarında, beyin kafatasının içinde ileri geri hareket eder ve kontüzyon, köprü venlerinin yırtılması, subduralhematom ve beyin kanamaları gelişebilir. Komplike olmayan ağır travmalar hariç tutulursa (kafatası kırığı gibi) 1 yaşının altındaki çocuklarda ağır kafa içi zedelenmelerinin %95’i istismara bağlıdır (Kürklü, 2011). Dıştan bakıldığında çoğu defa zedelenme yoktur. Çocuk acil servise birden bire başlayan solunum sorunuyla gelir ve aileden hiç öykü alınamaz (Kürklü, 2011). İstismardaki en sık ölüm nedenlerindendir (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

2.2.Duygusal ve Psikolojik İstismar

 

Duygusal veya psikolojik istismar, çocuğun ruhsal sağlığını ve gelişimini bozan, reddetme, aşağılama, tehdit etme, suçlama, lakap takma, akranları ile etkileşimden izole etme, uygunsuz sorumluluk yükleme, duygusal karşılıktan mahrum bırakma gibi söz ve davranışlara uzun dönemler boyu maruz kalmasıdır. Duygusal istismar tanımlanmasında ve fark edilmesinde veya önlenmesi ve yasal olarak kanıtlanmasında yaşanan güçlükler sebebiyle en az anlaşılan ve üzerinde en az çalışılan istismar türüdür (İşeri, 2006, 31).

 

Duygusal istismara örnek verilecek olursa; “Beyinsiz misin?”, “Sen sus!”, “Odanda otur.”, “Ben senin yaşındayken…”, “Sen anlamazsın!”, “Seni doğuracağıma taş doğursaydım!”, ““Çekil gözümün önünden”, “Beceriksiz!”, “Kapa çeneni!”, “Sen kime çektin bilmiyorum ki?”, “Tembel”, “Salak şey”, “Git TV izle” vb. (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

 

Sıklıkla diğer istismar türleri ile birlikte ortaya çıkan bir istismar olgusu olarak karşımıza çıkmaktadır (Şahin, 2006, 5). Yapılan araştırmalar dikkate alınarak örnek vermek gerekirse; fiziksel istismar ve ihmal olgularının %90’ında duygusal istismar ve ihmal olduğu sonucuna varılmıştır. Duygusal istismarın en önemli dezavantajı ailelerin geleneksel olarak çocuk yetiştirirken bu tür uygulamaları benimsemeleridir. Aile içi şiddetin olduğu ortamlarda çocukların istismara uğrama durumlarının yüksek seviyede olacağı düşünülmektedir. Duygusal istismarın görülme oranı kız ve erkeklerde eşit seviyededir (Taş, 2017).

 

Fakat fiziksel ve cinsel istismardan daha az zararlı görülmesi sebebiyle duygusal istismarla alakalı araştırmalar sınırlı düzeydedir. Duygusal istismar, sözel istismar, fiziksel olmayan fakat ağır olan cezalar ya da tehditleri içerir (Taner ve Gökler, 2004, 82-86). Duygusal istismar ve ihmale maruz kalan çocuklarda birçok duygusal, davranışsal, gelişimsel ve sosyal bozukluklar görülmektedir. Bu tür istismar, uzun dönemi psikolojik işlevsellik üzerinde diğer istismarlardan daha fazla etkiye sahiptir (Kürklü,2011).

2.2.1.Çocukta duygusal istismar işaretleri

 

  • Sosyal olarak geri çekilme (kendine olan güveninin azalması sebebiyle),
  • Bir şeyi yanlış yapmaktan aşırı kaygı (eleştirilmekten korkma),
  • Çökkün görünüm (depresif, pasif, umursamaz duygu haline sahip olması),
  • Düşük özgüven (kendisini sorgulama),
  • Kendine/etrafa zarar verici davranış (uygunsuz davranışlar),
  • Davranış değişimi (uyku, iştah, ağlama krizi veya öfke nöbetleri, okul başarısında düşüş vb.)
  • Ebeveynlerine veya bakım veren kişiye güvensiz bağlanma (hem bakım veren kişiye karşı ilgi hem de direnç gözlemlenebilir),
  • Yaşından büyük bir yetişkin gibi ya da yaşından küçük bir çocuk gibi davranmak (parmak emme, altına kaçırma, karanlıktan korkma vb.) (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

 

2.2.2.Polle sendromu (Munchausen by proxy syndrome)

 

Bir tür çocuk istismarıdır. Bir anne-babanın çocuğumda normalde olmadığı halde bir hastalık olduğunu iddia etmesi sonucunda gerçekleşen durumları içerir. Çocuk doğrudan anne-babanın ürettiği hastalık sonucu veya tanı ve tedavi uygulamaları sonucu zarar görür. Çocukta fizyolojik olarak kolaylıkla açıklanamayacak bulguların varlığında ve bu bulgular sadece anne babanın yanında oluyorsa bu sendromdan şüphelenmelidir. Bu sendrom uzmanların yanılmasına neden olan önemli ve ciddi bir sorundur. Böyle çocuklar gereksiz medikal testlere maruz kalmaktadır. Bu onlar için çok önemli bir risktir ve ölümle sonuçlanabilir. Semptomlar yanıltıcı olduğundan bu vakaların %10’u yanlış teşhis sonucunda hayatlarını kaybetmektedirler. Bu durum bildirim gereken bir durumdur. Öncelikli tedavisi aileye psikolojik tedavi uygulamaktır ve bu süre zarfında çocuk aileden uzat tutulmalıdır (http://www.righthealth.com erişim:22/06/2011, Kürklü, 2011).

 

2.3.Cinsel İstismar

 

Cinsel istismar çocuğun, bir erişkin, yaşça ya da gelişimsel olarak kendinden fazlasıyla büyük bir başkası tarafından cinsel doyumun sağlanması amacıyla ne anlama geldiğini kavrayamayacağı, gelişimsel olarak hazır olmadığı, onay vermeyeceği, yasalara ve toplumun kültürel değerlerine aykırı cinsel eylemlere karıştırılmasıdır (Şahin, 2006, 5). Çocuğa yönelik istismar tanımlarında dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerden biri çocuğun gelişimsel olarak böyle bir davranışa hazır olmaması ve istismar eden kişi ile arasında yaş farkı bulunması durumudur. Eylemde çocuğun rızasını araştırmak gelişimsel olarak doğru bir bakış açısı kabul değildir. Çünkü çocuğun yaşanan eylemle ilgili gelişimsel ve bilişsel olarak karar verme olgunluğu henüz bulunmamaktadır.

Çocuk cinsel istismarı sebepleri karmaşık, kısa ve uzun dönemde psikolojik yönden ağır sonuçların gerçekleşmesine, bireyin yaşam kalitesini aynı zamanda yaşam doyumunu olumsuz olarak etkilemeye sebep olan önemli bir sosyal problemdir. Cinsel istismar farklı türlerde örneğin; sözel istismar, açık saçık telefon konuşmaları, teşhircilik, röntgencilik, cinsel ilişkiye tanık edilme/olma, bedenine cinsel amaçla dokunma, müstehcen yayınlara konu etme, fuhşa itme (cinsel sömürü), ırza geçme, ensest-yasak sevi (aile içi cinsel istismar) şeklinde ortaya çıkabilmektedir (Çeçen, 2007, 5-15).

 

Cinsel istismar toplumda genellikle rastlanan bir durum olmasına rağmen, çoğunlukla gizli kalmakta, en fazla yüzde 5-10’u ortaya çıkmaktadır. İstismarcıların yüzde 90’ı; çocuğun tanıdığı, güvendiği ve düzenli görüştüğü tanıdık, bildik bir kişidir (Çeçen, 2007, 5-15).

 

Cinsel istismarda suçlular ve mağdurlar erkek veya kadın olabilmektedir. Suçlunun erkek, mağdurun kadın olduğu durum fazla gerçekleşmektedir. Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaş ortalaması 11-12 olup; on kıza karşı bir erkek çocuk istismara uğramaktadır. Her üç-dört kızdan biri ve altı erkekten biri, 18 yaşından önce cinsel istismara uğramaktadır. Ülkemizde ise kız/erkek oranı arasında pek bir fark yoktur (Taner & Gökler, 2004, 82-86).

 

Cinsel istismarın sanıldığı gibi az olmadığı oranlarda görülmektedir. Hatta tam tersine her geçen gün artış göstermekte olup elde edilen veriler gerçekte olan vakaların çok az bir bölümüdür. Bunun en önemli nedeni toplumsal açıdan bu tür durumların aile içinde çözülebileceğinin düşünülmesi ve zorunda kalınmayana kadar yasal süreçlere başvurulmasıdır. Cinsel istismarın kanıtlanmasında en fazla kullanılan yöntem fiziksel muayenedir. Fakat tek başına olduğunda düşük düzeyde tanı koydurucudur. Çünkü olay sadece okşama veya oral temas şeklinde olmuş olabilir ve bu nedenle cinsel istismar herhangi bir fiziksel bulguya neden olmayabilir (Taş, 2017).

Böyle durumlarda dolayısıyla en önemli kaynak çocuğun vereceği ifade olmaktadır. Bunun içinde cinsel istismar mağduru çocuğun yaşadığı olayla ilgili durumu anlayabilmesi ve açıklaması gerekebilir. Fakat mağdur çocukların yaşlarına bakıldığında çocuğun böyle bir bilinç düzeyine sahip olmasını beklemek pek mümkün değildir. Böyle durumlarda istismar vakasını aydınlatmak çok daha zorlaşmaktadır. Diğer önemli bir konu ise istismar mağduru çocuğun cinsiyetidir. Çünkü istismarın görüldüğü çocuk eğer erkekse istismarın hem fiziksel hem de duygusal olarak kanıtlanması zorlaşmaktadır. Fiziksel olarak erkek çocuklardaki bulgular kız çocuklarında olduğu kadar kolay tespit edilemeyebilir (Taş, 2017).

 

Bu da çocuğun verdiği ifadeyi doğru şekilde analiz etmenin önemini bize göstermektedir. Çocuğun her şeyden önce kendisine inanıldığına ve gerekli desteği göreceğine güvenmesi gerekir. Yoksa süreç sadece basit bir form doldurma işlemine dönebilir. Çocuklar aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı yaşadıkları istismar olayını anlatmazlar ya da anlatamazlar. Eğer bunlar okul personeli ve aileler tarafından bilinirse çocuklara bu konuda yaklaşımları da farklı olacaktır;

 

  • İstismar eden kişi yakınları ya da akrabalarıdır.
  • Tacizci tehdit etmiştir yani olanları söylerse sevdiklerinin başına kötü şeyler geleceğini, onları öldürebileceğini ya da kendisinin hapse gireceğini söylemiştir.
  • Hiç kimsenin kendilerine inanmayacağını düşünürler.
  • Anne babalarının ve sevdiklerinin gözünde değerlerini yitirmek, etkilenmek istemezler.
  • Tacizci korumak istedikleri bir kişidir.
  • Bunu açıklayacak konuşma kabiliyetine çoğu zaman sahip değildirler (Kürklü, 2011).

2.3.1.Aile içi cinsel istismar:”ensest”

 

Ensest; evlenmeleri hukuksal, ahlaki ve dini açılardan yasaklanmış yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılır (Taş, 2017).

 

Diğer bir tanımla ensest ilişki, biyolojik bağı olan kişiler arasındaki cinsel ilişki olarak değerlendirilmektedir. Çocuğa yönelik cinsel istismarın, çocuk üzerinde en fazla etki bırakanı istismarın aile bireyleri tarafından gerçekleştirilmesidir (Akdoğan, 2005: 7). Bilindiği gibi cinsel istismar %60 veya %70 oranında ebeveynler, akrabalar, öğretmenler, komşular ya da çocuk açısından otoriteye sahip olan çocuğun tanıdığı ve güven duyduğu kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir (Taner & Gökler, 2004, 82-86).

 

2.3.1.1.Ensest için risk faktörleri;

 

  • Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı olan baba,
  • Annenin sağlık durumunun kötü olması ya da evden ayrılmış olması,
  • Evdeki çocukla yetişkinlerin aynı oda ya da yatağı paylaşmaları,
  • Kız çocuklarında babanın ayrı yaşaması,
  • Aile üyelerindeki psikolojik ya da psikiyatrik rahatsızlıkların olması,
  • Annenin gece geç saatlere kadar çalışıp çocukları yalnız bırakması ya da çocuklara baba veya üvey babanın bakması,
  • Çocuğun yaşının küçük olması (6-8) ve çocuğun cinsiyetinin kız olması,
  • Küçük çocuklarda hızlı gelişen fiziksel ve davranışsal değişimler,
  • Ailenin geçmişinde daha önce ensest ilişkinin olması,
  • Aile içinde yaşanan rol çatışmaları (annenin eşlik ve annelik rollerini kızına bırakması gibi),
  • Ebeveynlerde iktidarsızlık ve psikopatidir (Taş,2017).

 

Ensest ilişki bir tabu olarak kabul edilmekte ve genellikle bir aile sırrı olarak kalmaktadır. Cinsel istismara uğrayanlar yoğun suçluluk ve utanma duyguları hissedebilmekte ve dışlanma korkularından dolayı bu olayları gizlemektedirler. Ensest ilişki, genelde annelerin çocuğun davranış sorunlarından dolayı bir uzmana başvurması ile su yüzüne çıkar. Yapılan araştırmalar sonucu ensest ilişki ve sosyo-ekonomik düzey arasında bir ilişki kuramamışlardır. Ensest ilişki genelde baba odaklı olmakta, anne odaklı ensest vaka daha az görülmektedir. Aile içi cinsel istismarın çocuklar üzerinde fazlasıyla yıkıcı, gelişimsel açıdan olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu yıkıcı etkiler çocuğun istismar edenle arasındaki ilişkisine, cinsel eylemin biçimine, şiddet kullanımına, çocuğun yaşı ve gelişim düzeyine ve istismar öncesi psikolojik gelişimine bağlı olarak değişmektedir. Olayın açığa çıkması üzerine ailenin bu olaya tepkisinin de istismarın sonuçlarına etkisi bulunmaktadır.

 

2.4.İhmal

 

İhmal çocuğun, öncelikle anne ve babası, çocuğa bakmakla sorumlu kimseler ve diğer yetişkinlerin, çocuğun beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel ihtiyaçlarını ihmal etmeleri durumunda, çocuğun bedensel, duygusal, ahlaksal ya da sosyal gelişiminin engellenmesi olarak tanımlanır (Taş, 2017). Aslında çocuk ihmali istismardan daha sık görülen bir olgu olarak kabul edilir. Fakat istismar kadar göze çarpan ya da onun kadar yıpratıcı değildir. Bu nedenle istismar kadar üzerinde durulmamakta çoğu zaman ihmal davranışı görmezden gelinmektedir. Ancak çocuk ölümlerinin temel nedenleri araştırıldığında ihmalin önemli bir yeri olduğu ve yıllar içinde de arttığı gözlenmektedir (Çamurdan, 2006, 35). Burada dikkat edilmesi gereken en önemli faktör yapılan davranışın ihmal olup olmadığı tespit edilirken ailenin maddi yetersizliklerinin de göz önünde bulundurulması gerekliliğidir. Çünkü bilindiği gibi birçok aile düşük sosyo-ekonomik durum sebebiyle bilmeden ya da istemeden çocuklarına yönelik ihmal davranışında bulunabilmektedirler. Yapılan araştırmalara bakıldığında çocuk ihmalinin nedenleri arasında en sık karşımıza çıkan faktör yoksulluktur.

 

2.4.1.Fiziksel ihmal

 

Fiziksel ihmal 18 yaşından küçük çocuk veya gencin yetersiz beslenme, giydirme, hijyen ya da bakım verme durumunda zarara uğraması biçiminde tanımlanır. Fiziksel ihmal, küçük çocuklarda annenin çocukların temel ihtiyaçlarını karşılamasında yetersizlik olarak görülürken daha büyük çocuklarda temel ihtiyaçlarını karşılayamamanın yanında çocuklara yeterince göz kulak olmamak (gözetim yetersizliği, suç sayılan davranışlara izin) biçiminde görülmektedir (Taner & Gökler, 2004, 82-86).

2.4.2.Duygusal İhmal

 

Duygusal ihmal çocuğun büyümek ve gelişmek için ihtiyacı olan sevgi ve huzur ortamının çocuktan esirgenmesi ve çocuğun sevilmeyen ve istenmeyen birisi olarak hissetmesine neden olacak uygulamalardır. Duygusal ihmal yeterli duygusal destek sağlamamak, ilgi ve sevgi göstermemek ve çocuğun şiddetle karşı karşıya kalmasına izin vermek (aile içi şiddete tanık etme) gibi durumları kapsar (Taner & Gökler, 2004, 82-86).

 

2.4.3.Tıbbi İhmal

 

Tıbbi ihmal için örnekler tedaviyi reddetmek, aşı yaptırmamak veya geciktirmek olarak verilebilir (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

 

2.4.4.Eğitimsel İhmal

 

Eğitimsel ihmal ebeveynlerin veya çocuktan sorumlu kişilerin çocuğun okuldan kaçmasına göz yumma, özel eğitim gereksinimini karşılamama, okula göndermeme gibi uygulamalarıdır (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

 

2.5.Çocukta ihmal edilme uyarı işaretleri

 

  • Kıyafetlerin küçük, kirli, mevsime uygun olmaması
  • Öz bakımın olmaması (yıkanmama, kirli saç, koku vb.)
  • Tedavi edilmeyen hastalığın/yaraların olması
  • Güvenli olmayan alanlarda bir yetişkin olmadan bulunması, yalnız bırakılması
  • Okula veya olması gereken yerde devamsızlığın fazla olması, geç gelme sıklığının fazla olması
  • Açlık, diş sağlığının sağlanmaması
  • Yemek/kıyafet çalma (Çocuk İhmal ve İstismarı Eğitim Modülü, s. 31).

Yazar hakkında

M.Enes Yalçın

Selamlar ben Enes. Medipol Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet ve Eğitim Fakültesi çift anadal Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı öğrencisiyim. Eğitim alanındaki gelişmeleri takip etmeye ve gelişmeleri sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. Acil iletişim için instagram adresim,
instagram: @enes_yalcn

Bu konuya yorum yaz